Et ot diyeti ile


Şu cümlesi bile sizi çok değişik bir pazar sohbeti beklediğinin garantisi değil mi? Siz de çalışmalarınızı maddiyata çevirmeye niyetli misiniz? ‘BATIYA YÖNELDİKÇE KİRLENİYORUZ’ Birçok popüler diyet var bugünlerde, peki hangisine inanacağız? Her şey insan için yaratılmıştır ancak insanın her şeyi tüketmeye hakkı yoktur. İZZET ÇAPA'NIN RÖPORTAJIGAZETE HABERTURK- HT PAZARBuluştuğumuzda öyle şeyler anlattı ki ben ve orta çaplı göbeğim hayretten hayrete düştük. Ama her önünüze geleni yiyorsanız can boğazdan gelmez, çıkar. İnsanlara az ve nitelikli yiyerek sağlıklı yaşamalarını öneriyoruz. ‘ŞİŞMANLIK ALLAH KATINDA GÜNAHTIR’ Günah mıdır şişman ve obez olmak? Demek hemen diyete başlayıp tavuk ve salataya yüklenmem gerek. Yerine bir Amerikan şirketinin tescilli genetik tavukları piyasaya sürüldü. Hayvanlar obez yapılıyor, insanlar gibi çok hızlı şişmanlatılıyor ve ete dönüştürülüyor. Yarım saatini ayırıp içine sevgisini de katarak bir kek yapmıyor yavrusuna. İslam’ın mutfağı günümüz mutfağına ne içerik ne de şekil açısından benzer. Farelerde denediklerini insanlarda denemiş gibi, katkı maddeli gıdaları sağlıklıymış gibi sunuyorlar. Artistlerin evlenme boşanma tarihlerini bilenlerin, adını telaffuz edemediği ülkelerden gelen futbolcuların ayakkabı numarasını ezberleyenlerin ne acı ki her gün yediği ekmeğin içeriği hakkında en ufak bilgisi yok, vurdumduymazlık değil de ne bu? “Kim nerede rahat ediyorsa orada yesin” diye karar verilmiş. Mutlaka besmele çeker, dua eder, su içerek başlardı yemeğe. Ümmetini Müslüman olmayan kimselere benzememesi konusunda sürekli uyarırdı. Yazdıklarımın hepsinin dipnotu vardır, yani kaynağı gösteriliyor. ‘PEYGAMBER’İNİN NE YİYİP İÇTİĞİNİ BİLEN ÇOK AZ’ Peki ya akşam yemekleri? Yaşadığı toplumda ekmek ve sirkeden başka katık bulunmayan bir peygamberin yemeklerini hangi sıra ile yediğini soran Müslümanların, her şeyi bırakıp Peygamber’in hayat hikâyesini öğrenmeye öncelik vermesi gerekir bana sorarsan... Peygamber’inin ne yiyip içtiğini bilen çok az Müslüman gördüm. Kısaltılmışı GDO olan genetiği değiştirilmiş organizmaların diğer adı Frankenstein gıdalardır. Çünkü östrojen, yani dişilik hormonu veriyorlar yumurtalara. Bolivya Lideri Evo Morales, Alternatif İklim Zirvesi’nde “Dişilik hormonu enjekte edilmiş tavuk yiyenin cinsel tercihi değişiyor” dedi. Daha açık sorayım, Batılı yemeklerini yemek haram mı? Kuran-ı Kerim, gıdalar söz konusu olduğunda helal ya da haram kavramını kullanmaz, “temiz” kelimesini kullanır. Bir de sofrada domuz, kan, alkol ya da Allah’ın adı geçmeden kesilmiş et olmayacak. Bu mutfakta teşekkür şirkete değil Allah’a yapılır. Bunlar Kemal Özer’in görüşleri değil, tamamen Peygamberimizin uygulamalarıdır. 3 yıldır gıdayla ilgili hadislerin tamamını taradım. Eğer çok tempolu çalışmıyorsanız gün içinde acıkmıyorsunuz. V.) oturmazdı.‘GDO’NUN DİĞER ADI FRANKENSTEIN GIDALARDIR’ GDO’yu bakış açınıza göre tanımlar mısınız? Etle ekmeği birarada yiyerek Batı tıbbının “protein ve karbonhidrat yemeyin” tezini çürütür onun bu davranışı. Daha açık sorayım bari; Kemal Bey’e neden inanayım? “Midenizi üçe ayırın” diyor, “üçte birini su, üçte birini yiyecekle doldurun, üçüncüsünü boş bırakın.” Aynı ölçüyü kendim de uyguluyorum. Hem şeytanlaşmış insanlar hem de İblis, gıdalarımıza ortak olmak niyetinde. Efendimiz ağzını ve ellerini yıkamadan sofraya oturmazdı. Efendimiz taharet yapılan elle yemeyi yasaklamıştır. Lokantalarda çatal genellikle sol tarafa konur, oysa Rasulullah (S. V.) buyurur ki: “Sol elinizle yiyip içmeyin, çünkü Şeytan soluyla yer içer”. En sevdiği yemeğin bir et yemeği olduğunu söylediniz. Etin pişirilmeden önce bıçakla kesilip parçalanmasına izin verir, pişmiş etin yenmesinde bıçak kullanılmasına itiraz ederdi Neden acaba? Peygamber şöyle buyurur: “Yemeği soğutunuz, zira o berekettir. Peygamberimiz, akşam yemeği için “Terk-i ihtiyarlık sebebidir” diye buyurur. Müslümanların Peygamber’ini yeteri kadar tanımadığını mı söylüyorsunuz? Batı kültüründen etkilenmiş kimseler çoğunlukla sol elleriyle yerler. Akşam yemeğinin sabah kahvaltısı gibi besleyici olması, hem yorulan beden, hem de cinsel fonksiyonların yerine getirilmesi açısından son derece önemlidir. Böylece yemek borunuzu rahatlatmış ve birçok hastalıktan korunmuş oluyorsunuz. Sıcak yemenin mahzuruyla ilgili gelen rivayette Hz. “Müslüman’ın Diyeti” adlı kitabı geçen hafta piyasaya çıkan Kemal Özer’in iddialarının altında ince mesajlar var. Bugünlerde insanlar yeni moda diyetlere tonla para ödüyor. İsraf Kuran-ı Kerim’de açık dille haram kılınmıştır. İhtiyaçtan fazla alınan her şey diğer insanların ve canlıların hakkına tecavüzdür. Bu lafın açılımını Osmanlı’ya baktığımızda görebiliyoruz. Mutfak ne kadar estetikse, şehir o kadar estetikti.

V.) “İştah duyduğun her şeyi yemen israftır” buyurur. Kuş gribi adlı masaldan sonra geleneksel türler yok edildi. Kesim, üzerinde durulmayacak kadar basit bir sorun. “Ayak tırnağına oje süren kadın çocuğuna kek yapmaktan yüksünüyor” diyorsunuz son kitabınızda. İçeriğinin ne olduğunu okumaya bile zahmet etmeden hazır kek alıp koyuyor çocuğun önüne. “Şeytan, üzerine Allah’ın ismi zikredilmeyen yemeği kendine helal addeder” derdi Resulullah (S. Parçalanmış bayat ekmeklerin üzerine et, et suyu bazen de sumak ve soğan eklenerek yapılan bir yemektir. Peki bütün bu söylediklerinize kaynak olarak neyi gösteriyorsunuz. Bildiğim kadarıyla Ankara GDO konusunda son derece hassas. Basiretimiz bağlanmış, ölçülerimiz değişmiş, artık helal ve haramımızı, egemen küresel güçlerin verileri üzerinden belirliyoruz. “Şişmanlık Allah katında günahtır.” “Mutfak derman yerine dert üretiyorsa, o toplum medeniyet üretmez” diyorsunuz. Mutfak ne kadar sağlıklıysa, toplum o kadar sağlıklıydı. Gayrimüslim mutfaktan beslenerek Müslüman kalmak zordur veya kendimizi aldatmaktır. İslam’ın istediği açıktır: “Sınırlarını çizdiğim mutfaktan, sınırlarını çizdiğim şartlarda ve ölçüde tüket.” Müslüman İslam’ın mutfağından beslenmek zorunda. Yani bebeğine ocak başında un, bulgur yapan kadın gitti, yerine elini sıcak sudan soğuk suya değdirmeyen kadın geldi. Bu mutfakta her gıdanın “Helal ve temiz olması şart, israf ise haramdır”. Masa ancak Kanuni döneminden sonra yerleşmeye başlamış.